Yeşil mimari, yeşil binalar veya sürdürülebilir yapılar; son yıllarda kendinden çokça bahsettirir hale geldi. Binaların içinde yaşayanlar ve çevre ile uyumlu tasarlanması olarak basitçe ifade edebileceğimiz bu akımı yeşil mimari olarak tanımlayabiliriz. Her adımında doğaya nasıl daha az müdahalede bulunacağı ve zarar vereceği sorusuna odaklanan bu akım, çevre koruma bilincinin bir yansıması.

Küresel ısınma, mevsimlerdeki hissedilebilir değişiklik, çevresel felaketler, azalan temiz su kaynakları gibi sorunlara, kayıtsız kalamayan ve sürdürülebilir mimarlık uygulamalarıyla dünya ve doğayla uyumlu yapılar üretmeye çalışan mimarların 30 yılda gelişen ekolojik bilincinin bir uzantısı olarak doğan yeşil binalar, gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya bırakma arzusuyla her gün biraz daha benimsenen bir akım.

Dünyada üretilen tüm enerjinin %40’ını tüketen bina ve yapıların önünü almak, yenilenemeyen kaynakları daha dikkatli kullanmak adına geliştirilen çözümlerin bir yansıması olan yeşil binalar ile enerji ve temiz su kaynaklarına duyulan ihtiyacı dengelemek için hem küresel hem ülkemizde kitlesel boyutta olumlu gelişmeler yaratmaktadır.

Ülkemizde enerji yatırımları artsa dahi, sürekli büyüyen ve gelişen bir nüfusun ihtiyaçları da günden güne artmakta. Bu nedenle daha fazlasını üretmek kadar, daha az harcamanın daha tasarruflu olmanın yollarını aramak da bir o kadar anlamlı.

Özellikle konutlarda doğru ısı dağılımı ve transferlerine sahip binalar tasarlayarak enerji tüketimini kontrol altına almak bu noktada çok önemli. Hele de az önce de belirttiğimiz gibi binaların dünya üzerinde üretilen enerjinin %40’ını tükettiğini düşünecek olursak.. Taşıma ve ulaşım araçlarında tüketilen enerji ise %25-30’lar seviyesinde kalıyor.

Elimizde daha yeşil ve enerji açısından daha verimli bir bina olması tek başına yeterli görünmese de daha inşaat aşamasında, gereğinden fazla enerji ve su kullanımının engellenmesi örneğin; enerji tüketimi yüksek inşaat makinelerinin kullanılmasından, proje sahasının kötü aydınlatılmasına gibi yapım sürecindeki yanlışlar göz ardı edilmemelidir.

Sürdürülebilir yeşil mimari akımında öne çıkan unsurlar

  • İklimlendirme sistemlerinin verimli bir biçimde ısıtma ve soğutma yapması.
  • Aydınlatma ekipman ve sistemlerinin enerji tasarruflu seçilmesi.
  • Banyo ve mutfak elemanları ile tesisat sisteminin su tasarruflu seçilmesi.
  • Mimari planın güneş ışıklarından en doğru şekilde faydalanacak biçimde üretilmesi.
  • Doğal yaşam ve çevre ile uyumlu, minimum zarar veren uygulamalarla yapının vücuda getirilmesi.
  • Alternatif enerji kaynaklarının binaya entegre edilmesi.
  • Zararlı ve sentetik malzemelerin hiçbir aşamada kullanımına imkan verilmemesi.
  • Yakın çevreden, kendi habitatından temin edilmiş hammadeler ile binanın inşa edilmesi.
  • Eski binaların uyumlu bir şekilde yeniden kullanılması.
  • Geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanılması.
  • Alanların verimli kullanılması.

Yeşil mimari, yalnızca inşaat sektörünün taşıyabileceği bir misyon olamayacak kadar fazla konsepti içinde bir arada barındırır. Bu nedenle, tüketicilerin ve yatırımcıların da bu mimari konsepti daha yakından tanıyarak, kendileri ve dünya için iyi bir yatırım yaptıkları bilinciyle hareket etmeleri gerekmektedir. Doğru yerden doğru zamanda güneş ışığı alarak aydınlanabilen, az tüketip kendine yetmeyi becerebilen bu binalarda; ortak alanların ihtiyaçları da en az tüketme esasıyla giderilir. Yukarıdaki liste ilginizi çektiyse, yakında sektörde çok daha fazla yeşil bina haberi duymamız olasıdır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir